Arabulucu Avukat Ankara

Arabulucu Avukat Ankara

Arabulucu Avukat Ankara

Yurt dışındaki başarılı uygulamaları da göz önüne alarak, Arabulucu  Danışmanlar ile; Sistematik Arabuluculuk teknikler uygulayarak, Arabulucu tarafından tarafların birbirlerini anlamalarını sağlayarak, uyuşmazlıkları en hızlı ve güvenilir şekilde çözme ulaştırma işlemidir.

Arabulucuk anlamı ve yaygınlaştırılması için Adalet Bakanlığı Arabuluculuk Daire Başkanlığı da yoğun çaba sarf etmekte olup; aşağıdaki bir kısım sorular da Bakanlık tarafından cevaplandırılmıştır. Yine Arabulucuların, arabuluculuk faaliyeti sonucunda düzenledikleri Arabuluculuk Tutanağı, Adalet Bakanlığı Arabuluculuk Daire Başkanlığı’na sunulmakta ve burada istatistik olarak da yayınlanmaktadır. Arabulucu Avukat Ankara, arabuluculuk konusunda işlemlerinizde faydalı olacaktır.

Dava  Öncesi Arabuluculuk: Henüz dava açılmadan önce, tarafların bir Arabulucu Avukat Ankara gidip uyuşmazlığı çözmek istemeleri uzlaşma durumudur.. Uyuşmazlık konusunda taraflar anlaşmaları durumunda, uzmaşlız konusunda dava açılmasına gerek kalmayacaktır. Taraflar, arabuluculuk süreci içinde bir anlaşmaya varamazlarsa, dava açabileceklerdir…

Dava esnasında Arabuluculuk: Dava aşamasında tarafların Arabulucu Avukat Ankara başvurması halidir.

Arabulucu Avukat Ankara başvuru yapılarak anlaşmanın avantajları şu şekildedir.

  • Uzlaşmada hiçbir baskı veya hüküm altında olmaksızın  hangi şartlarda anlaşacaklarına kendileri karar verirler. Dava boyunca yapmak zorunda kalacağınız tüm masraflardan ve zamandan tasarruf etmiş olursunuz.
  • Mahkemeye göre çok hızlıdır, bir kaç saatte dahi sonuca ulaşılabilmektedir. Sonuç tarafların kontrolündedir.
  • Güvenilirlik ve gizlilik önemlidir. Taraflar mahkeme önünde konuşamayacakları konuları burada rahatlıkla konuşabilirler. Psikolojik ve sosyolojik riski azdır. Yeni sorunlar doğurmaz.
  • Tarafların anlaştıkları yöntem ve çözüm tarzı esastır. Kendi verecekleri kararlar doğrultusunda esnektir.

Trafik Kazaları için Tazminat Davası Nasıl Açılır?

Trafik Kazaları için Tazminat Davası Nasıl Açılır?

Trafik Kazaları için Tazminat Davası Nasıl Açılır?

Araç sayısının hızla artması ve bunun aksine trafiğe verilen önemin ve gösterilen özenin azalmasına bağlı olarak sık sık trafik kazaları yaşanmaktadır. Bu kazalar sonrasında ölümlü ve yaralanmalı kazalar söz konusu olabilirken aynı zamanda maddi hasarlı kazalardan da söz etmek mümkün olmaktadır. Hukuki alanda da karşılığı bulunan bu kazaların taraflar arasında anlaşmalı bir şekilde sonuçlanabilmesi için de davalar açılabilmektedir. Kaza sonrası oluşan maddi ve manevi her türlü kayıp ve hasar için Trafik Kazalarında Tazminat davası açılarak tarafların adaletli bir şekilde bu sorundan kurtulmaları mümkün oluyor.

Davalar sonucunda hukuki olarak elde edeceğiniz miktarların belirlenmesinde kaza sonrası vefat edenlerle ilgili olarak onların yaşları, ne kadar süre çalıştıkları etkili olmaktadır. Kaza sonrası yaralı olarak kazadan çıkanlar için de hastane giderleri bu tazminat davasının konusu olabilmektedir. Bu sayede yaralı kişiye yapılmış olan tüm tedavi amaçlı giderler tazminatın miktarının belirlenmesinde etkili olabilmektedir. Kaza sonrası Trafik Kazalarında Tazminat almak için dava açmak istenirse öncelikle bu dava aracı kullanan kişi veya aracın ait olduğu kurum tarafından açılabilmektedir. Eğer aracı ruhsat sahibinden farklı biri kullanıyorsa dava aracı kullanan kişiye de ruhsat sahibine de açılabilmektedir.

Trafik kazaları sonrasında taraflar arasında Trafik Kazalarında Tazminat davası açılması söz konusu olursa bu davalarla ilgili zamanaşımı süresi 8 yıl olarak belirlenmiştir. Sadece vefatın bulunmadığı ve yaralı olarak kazadan kurtulan kişilerin söz konusu olduğu kazalarda belirlenen bu süre eğer kazadan ölü olarak çıkmış kişiler bulunuyorsa 15 yıla kadar uzayabilmektedir. Dava açarken yazılacak olan dilekçede davalı ve davacı taraflara ait kimlik bilgileri ile adres bilgisi yer almalı ve gerekli mahkemelere dilekçenin gönderilmesi sağlanmalıdır. Ayrıca dava konusu olan kaza araçların plakalarının da dahil olduğu çok kısa bir şekilde anlatılmalı ve dava aşamasına kadar geçilen süreç kısa bir şekilde özetlenmelidir. Dilekçenin sonunda talep edilenler sonuç ve istem kısmın belirtilerek dilekçe tamamlanmış olur. Avukatlık mesleğini sürdüren avukatlar arasında trafik kazaları ile ilgilenen avukatlar yardımı ile davalar kısa süre içinde sonuçlanabilmektedir.

Tüm Trafik Kazalarında Maddi ve Manevi Tazminat İmkanları

Tüm Trafik Kazalarında Maddi ve Manevi Tazminat İmkanları

Gerek dikkatsiz sürücüler gerekse trafik koşullarının elverişsiz olması gibi nedenlerden dolayı her sene ülkemizde binlerce irili ufaklı trafik kazası meydana gelmekte ve bir çok insanı hem maddi hem de manevi olarak büyük zararla içerisine sokmaktadır. Bu nedenle trafik kazasında hatası olmayan kişilerin duruma göre trafik kazası tazminatı almaları mümkün olan bir işlem olmaktadır. Tamamen kazanın türüne ve istenmekte olan tazminatın türüne göre şekillenmekte olan bu işlemler şu şekilde olmaktadır. İlk olarak kaza türüne bağlı olarak ölümlü durumlarda kazazede yakınlarından dolayı doğmakta olan maddi zararları için açılmakta olan maddi ve manevi trafik kazası tazminatı adı altında ele alınmaktadır. Bu gibi durumlarda kazazedenin birinci derece yakınları yanı bakmakla yükümlü olduğu aile bireyler ve kazazedenin yardım ettiği kanıtlanabilmekte olan tüm kişiler yararlanabilmektelerdir. İkinci olarak ise yaralanmalı kazalar sonucunda oluşan tazminat hakkı olmaktadır. Kişinin uğradığı tüm maddi ve manevi zararlar aynı zamanda gelecekte kaz nedeni ile oluşacak olan tüm zararlar hesaplanarak bir tazminat bedelinin belirlendiği bu işlemde kazazede oldukça yüklü tazminatlar alabilmektedir. Trafik kazası tazminatları içerisinde son durum ise maddi hasarlı trafik kazası tazminatı işlemleri olmaktadır. Bu gibi durumlarda kazada hatası bulunmakta olan kişi genel olarak oluşan maddi hasarı ödemekte olduğu için pek mahkeme yoluna başvurulmamaktadır. Ancak bu yapılmaz ise veya kazazede tarafından manevi bir tazminatta talep edilmek istenilir ise yine tüm tazminat işlemleri için ilgili adli kurumlara başvurma hakkı bulunmaktadır.

Tenkis Davası Hakkında Bilgi

Tenkis Davası Hakkında Bilgi

Miras konusun hukuka yansıyan taraflarında görülen tenkis davası, tenkise uğradığını iddia eden kişi tarafından açılır. Temelindeki hareket, miras bırakan kişinin vefatıyla beraber hakkına tecavüz edildiğini öne süren kişinin daha fazla hak aldığını belirttiği kişiden davacı olması şeklinde ifade edilebilir.  Daha temiz bir ifadeyle özetlemek gerekirse A kişisinin vefatıyla beraber B ve C kişileri mirasçı konumuna gelir. B kişisi, hakkından daha az miras aldığını düşünür ya da C kişisinin hakkından daha fazla aldığına karar verirse bu konuda dava açabilir. Buradaki A,B,C kavramları tamamen farazi olurken; onları çoğaltabilir veya farklı isimlerle çağırabilirsiniz.

İlerleyiş Aşamaları

Belirli durumların ışığında açılmak istenen tenkis davası, miras bırakacak kişinin vefatına kadar açılamaz; çünkü ortada tenkis olabilecek bir durum doğmamış olur. Kişi, kendisinin tenkise uğradığını düşündüğü takdirde 1 yıla kadar Asliye Hukuk Mahkemesi’ne dava açabilir; bazı durumlarda mevcut süre 10 yıla kadar uzar. Bunun için miras bırakacak kişinin bıraktığı mirasın açıklanması, üzerinden 10 kadar süre geçmesi gerekir. Dava, belirtilen süreler ışığında açılmaz ise kanunen hükmü kalmaz. Bu sebeple, hakkının tecavüze uğradığını düşünen kişinin doğru adımlamalar ile elini çabuk tutması büyük önem taşır.

Tersi Durum?

Açılacak olan tenkis davası, yalnızca mirasçı tarafların birbiri üzerine bağladıkları kararsızlık üzerine değil; aynı zamanda mirasçının üzerine kalan borçlar için de açılabilir. Mirasçı, miras koşullarıyla belirtilen durumu gereceğe dökebilmek için aranan şartlardan kaçabilmek adına tenkis davasında bulunabilir ve borçlandırma yolundan kurtulmanın çalışmasını yapar. Elbette bu mevzuda karara bağlanacak farklı unsurların varlığı dikkate alınır; verilecek olan karar, belirli yetkilendirme işlemleri sonucunda ortaya çıkar. Söylenenler ışığında tenkis davasının farklı şekillendirmeler ile açılabileceği; açılan davanın adli süreçte değişik kararlar ile sonuçlanabileceği görülür.

Tapu İptal Davası Nasıl İlerler

Tapu İptal Davası Nasıl İlerler

Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen tapu iptal davası¸ belirli koşulların hükmü ile neticelenip taraflarca arzu edilen sonuca bağlanır. Tapu iptali konusunda açılan davalar, farklı nedenlerin varlığına istinaden açılabilir; ama arzulanan sonucu elde edebilmek için konu adına bilinçli davranılması gerekir. Sonuçta tapu gibi taşınmaz malların hakkı adına açılan davaların dikkatlice araştırıldığı, herkesçe malum bir konu olduğundan dolayı bu noktada geçerli sebeplerle hareket edilmesi büyük önem arz eder.

Dava Açma Sebepleri?

Ortada kabul edilebilir bir sebep olmasa da:

  • Tescil
  • Tescilin tadili
  • Terkiniyle aynı hakların zedelenmesi

Gibi durumlar için dava açılabilir. Dava açımı, belirtilen sebepler ışığında olabilirken; haklı sebeplerin doğrultusunda da sonuç bulabilir; fakat daha önceden belirtildiği gibi dava açma durumunda dikkatlice hareket edilmesi, oldukça mühim konular arasında yer alır. Açılan tapu iptal davası, konunun uzmanı olan avukatlarca işleme sokularak sonuca gidilebilir; tabi bu konunun boydan boya araştırılması, eldeki delil ve yetkilerin incelenmesi gerekir.

Dava Açma Süresi!

Birçok konudan farklı olarak tapu iptal davası için herhangi bir zaman aşımı süresi bulunmaz. Taraflarca haklı olduklarını ortaya çıkaracak değerlerin vuku bulmasıyla beraber; tapu iptalinin gerçekleşmesi yolunda dava açılabilir. Hangi sebeplerden ötürü dava açılacağını belirttik. Belirtilen sebepler, meydana gelirse zaman aşımı olmaksızın dava açılabilir. Sonuçta tapu ve tapunun varlığı, taşınmaz statüsünde olduğu için devletler üstü varlık olarak karşımıza çıkar.

Davanın Düşmesi!

Tapu iptalini sağlayabilmek için açılacak olan davanın süresiz olacağını belirtmiştik; ama bazı durumlarda onun düşeceğini de söylemeliyiz. İptal kararı için dava açan kişi, dava süreci tamamlanmadan vefat edecek olursa dava düşer ve davacının yasal mirasçıları dahi durumdan yararlanabilmek adına yeni bir dava açamaz.

Tanıma ve Tenfiz Davası Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Tanıma ve Tenfiz Davası Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Yurtdışında açılmış ve sonuca bağlanmış olan boşanma davaları, maalesef ülkemiz hukuk sitemi içerisinde kabul görmüyor. Davanın sonuçlandığı ülkeye göre bekar olan kişi, ülkemizde halen evli gözükürken; bu durum miras, yeniden evlenme gibi işlemler için sorun teşkil edebiliyor. Olası sorunu çözebilmek adına açılan tanıma ve tenfiz davası, kişinin Türkiye nezdinde de bekar gözükmesini sağlar. Medeni yapı içerisinde bekar gözüken kişi: miras, yeniden evlenme gibi farklı konularda sorun yaşamaz.

Gerekli Belgeler

Açılacak olan tanıma ve tenfiz davası için bazı belgelerin varlığı, oldukça büyük önem arz eder.

  • Boşanmanın gerçekleşmiş olduğu yabancı mahkemede alınan karanın aslı
  • Verilen boşanma kararının kesinleşmiş olduğu belirten şerh veya apostil şerhi
  • Verilen boşanma kararının yeminli tercüman tarafından çevrilmesi, çevrilen tercümenin noter ya da konsolosluğa onaylatılması
  • Boşanan kişilerin nüfuz cüzdanı veya pasaport fotokopileri
  • Davanın görülmesi için tutulacak olan avukata dair vekaletname

Belirtilen belge ve bilgiler, davanın Türkiye’de açılabilmesi için katiyetle temin edilmelidir; aksi takdirde davanın sürdürülmesi imkansız hale gelir ki bu durumda arzu edilen boşanma gerçekleşmez. Yabancı ülkede yapılmış olan boşanmayı Türkiye’de tanımlayabilmek için Aile Mahkemesi’ne başvurulur. İzmir, İstanbul, Ankara’da bulunan mahkemeler dava açılabilecek durumda olup; kişi Türkiye’de yaşamıyorsa avukatına vekalet vermeli, bu sayede dava sürecini gerçekleştirmelidir.

Hangi Ülkeler?

Ülkemizde açılacak olan tanıma ve tenfiz davası,

  • Almana, Hollanda, İngiltere, Avusturya, İsviçre, Belçika, Fransa, Norveç, Macaristan, İtalya, İspanya, Yunanistan, Bulgaristan, Makedonya, İsveç, Slovakya, Gürcistan
  • Amerika Birleşik Devletleri, Kanada,
  • Avusturalya
  • Azerbaycan, Türkmenistan, Rusya, Japonya, Çin
  • Mısır gibi ülkelerde geçerli olur.

Davanın dikkatli bir şekilde incelenmesi ve takip edilmesi, oldukça büyük önemde olup; ileride yaşanacak olası negatiflikleri öncesinde önler.

İş Kazası Tazminat Davaları

İş Kazası Tazminat Davaları

İşçilerin iş yerinde çalışmakta olduğu sıralarda veya iş yeri dışında iş maksadı ile bulundukları sırada başlarına gelen kazalara iş kazaları denmektedir. İş kazalarının gerçekleşmesi iş yerinde çalışma sırasında olabileceği gibi işverenin emri doğrultusunda farklı bir yerde çalışma sırasında da meydana gelebilmektedir. İş kazalarından sonra işçinin bedensel veya ruhsal bütünlüğünün zarar görmesi gerekmektedir. İş kazalarından sonra işverenin almak ile yükümlü olduğu güvenlik önlerinin alınmaması durumlarında işçinin işverene iş kazası tazminat davası açma hakkı bulunmaktadır. Maddi ve manevi tazminat davaları yanında, ceza davası da açılabilmektedir. Çalışanların uzlaşma ile zararların tazmini yönünde de dava açabilmektedir. Her iki davada iş mahkemelerine açılacaktır.

Çalışanların ve işverenlerin yasal düzenlemeleri ülkemizde İş Kanunu ile düzenlenmektedir. Bu konun gereğince oluşacak hukuksuzluklara iş mahkemesi bakmaktadır. Bu kanunu en şekilde bilen ve davalara giren avukatlar da iş hukuku avukatları olmaktadır. İş kazası yaşayarak tazminat talep isteyen çalışan iş kazası avukatı yardımı ile gerekli mahkemeye başvuru yapabilir ve işveren hakkında tazminat ve ceza davaları açabilir. İş kazalarının oluşmasındaki kusurun işverende olması durumunda bu davalar işverene açılmaktadır. Ancak bazı durumlarda güvelik tedbiri alması gereken 3. Şahıslarda bulunabilmektedir. Bu durumlarda tazminat konusunda bu şirketler veya kişiler sorumlu tutulabilmektedir. İş Kazalarından sonra çalışanın uğradığı zarar davalıdan talep edilmektedir.

İş kazası nedeni ile oluşacak maddi ve manevi kayıplar nedeni ile davalarda tazminat talep edilmektedir. Bunlar; işçinin tedavi giderleri, işçinin kazanç kaybı, kaza sonrası çalışma kaybı, sonrasında ekonomik sorunlar yaşaması ve ölümü halinde de cenaze masrafları alınabilmektedir. Açılacak iş kazası manevi tazminat davalarında da kaza sonrasında yaşanılan manevi zararların giderilmesi için işlemler yapılacaktır. Açılacak iş kazası davaları birçok yönden karmaşık olabilmektedir. Sonuçlanmasında kazanın oluş sebebi ile alakalı bilirkişi raporları da istenebilir. Bu durumlar davanın uzamasına neden olabilmektedir. Ancak davalara deneyimli iş hukuku avukatlarının bakması ile sürecin kısalması mümkün olabilmektedir. Kolay bir şekilde davaların sonuçlanması konusunda delillerin toplanması ve tanıklar ile bunların mahkemeye sunulması önemlidir.

İş Hukuku Avukatı Yanınızdaysa Sorun Yok

İş Hukuku Avukatı Yanınızdaysa Sorun Yok

Hukukun hayatın genelini bir düzen içerisinde yürüttüğünü düşünürsek iş alanında dahi onun varlığı ile hareket etmemiz gerektiğini anlar ve bu şeklide mevcut olan yolumuza devam ederiz. İş hukuku içerisinde işçi, işveren olmak üzere her iki tarafa da lazım olan iş hukuku avukatı, konu hakkında uzmanlık gösteren kişilerin şilti olarak karşımıza çıkar. İş hukuku, bazı durumlarda evrensel normlar içerisinde basit ifadeler ile herkese malum olurken; bazı durumlarda uzmanlık gerektiren noktaları taşır. Hukuk sınırları içerisinde olan bir durum, sanıldığının aksine toplumun geniş kesimlerince bilinmediği için yasaların işçilere tanıdığı hakların birçoğu onlar tarafından layıkıyla kullanılmaz. Ay durum, işveren için de geçerli olup; o da kendisine verilen haklardan bilinçsiz yaklaşımı nedeniyle tam olarak yararlanamaz.

Hangi Konularda Dava Açılır

İş hukuku içerisinde, çok ayrı konular üzerinde dava açılabilir; fakat her davanın kendisine özgü stratejik yöne olduğu için alanında uzman olan iş hukuku avukatı ile değerlendirilmesi gerekir. Çizilen yol haritası:

  • Ağır çalışma durumu
  • Maddi yükümlülükteki eksiklik
  • Hak ihlali
  • Maddi ve manevi tecavüz

Gibi birbirinden farklı birçok konuyu içerebilir. Konunun içeriği her ne kadar farklı olsa da temelinde işçi olan bireyin çalışma hayatına kast etmesi gözlenir. İşçinin insan haklarının ihlal edildiği ortamdaki çalışma yaşantısı, davanın açılması için yeterli bir sebep olur.

Sonuca Gidiş

Açılan her dava, farklı stratejilerin izlenmesi ile ayrı noktalara taşınır. Bu konuda işçinin yanında olan iş hukuku avukatı, uzmanlık alanınca doğru olan prensipleri ortaya koymaya ve arzu edilen hak eşitliğini sağlamaya çalışır. Genel bir süre verilmesinin mümkün olmadığı durum, davanın kendi iç yapısına göre değişiklik gösterir; gerekli bilgilerin ışığında daha hızlı ilerler.

İş Hukuku Avukatı

İş Hukuku Avukatı

Çalışma hayatını düzenleyen birçok yasa bulunmaktadır. Bunlar ile iş hayatı, işverenlerin hakları, işçilerin hakları, alacaklar ve tazminatlar ile kıdem tazminatları gibi birçok farklı konuyu içermektedir. Ülkemizde İş Kanunu gereğince tüm çalışma hayatı belirli bir yasal temel üzerinde yürütülmektedir. Bu alanda yaşanacak anlaşmazlıklar ve sorunlarda İş Kanunu düzenleyici olarak devreye girecektir. Bu konuda açılacak davalar içinde iş hukuku avukatı tarafından yardım alınabilmektedir. Oldukça detaylı bir kanun olması nedeni ile deneyimli ve alanında başarılı avukatlar ile davaların açılması ve yürütülmesi sonuç alma konusunda önemli bir avantaj sağlayacaktır. İş hayatındaki birçok konu iş hukuku içerisinde yer almaktadır. Bu sebeple iş konusundaki tüm sorunlar ve anlaşmazlıkları için iş mahkemelerine başvuru yapılmalıdır.

Özellikle iş kazaları ve sonrasındaki tazminat konularında iş hukuku avukatlarından yardım alınarak dava dosyasının hazırlanması ve davanın açılması gerekmektedir. İş kazalarındaki kusurun belirlenmesi ve güvenlik önlemleri gibi detayların incelenmesi oldukça önemli olacaktır. Ayrıca meslek hastalıkları ve bu sebepler ile alınacak tazminatlar konusunda da iş davası avukatları tarafından davanın başlatılması ve sürecin yönetilmesi önemlidir. Davalardan olumlu sonuç alınması için yasaların iyi bilinmesi ve mahkeme usullerinin iyi bilinmesi gerekmektedir. Bu konuda oldukça detaylı olan ve büyük çoğunlukla karşı tarafında avukatının olduğu davalara avukat ile çıkmak önemli avantaj sağlayacaktır. İş Kanunu kapsamına giren tüm konular hakkında iş hukuku avukatlarından yardım alabilirsiniz.

İş hukuku ve İş Kanunu ile alakalı olarak açılan davaların büyük çoğunluğundan iş iade konuları gündeme gelmektedir. İşten çıkartmanın yasal dayanakları olmaması durumlarında işçi avukatı yardımı ile açılacak davalarda işe alınma konusunda olumlu sonuçlar alınabilmektedir. Bunun yanında kıdem tazminatı ve işçilerin alacaklarının tahsili konusunda da iş hukuku avukatları sizlere yardımcı olmaktadır. Çalışılan yerlerden yıllık izin alacakları, fazla mesai alacakları ve ödenmemiş maaşların alacakları konusunda da bu mahkemelere dava açılabilmektedir. İş Mahkemelerine açılacak her dava için iş hukuku avukatlarından yardım alınabilmektedir. Davaların kısa sürede tamamlanması ve olumlu bir netice alınması konusunda iş hukuku avukatlarının davaya katılması fayda sağlayacaktır.

İcra Hukuku

İcra Hukuku

İcra hukuku, borcunu ödemeyen kişinin taşınır ve taşınmazlarına alacaklının talebi üzerine el konulmasını konu alır. İcra işlemleri icra teşkilatı tarafından yürütülür. Bu teşkilat icra ve iflas daireleri, Yargıtay’ın icra dairelerini, cumhuriyet savcılıklarını, genel mahkemeleri ve polisi kapsar.

İcra hukuku icra işleminin yapılmasının yanı sıra, yapılan icra işlemine karşı şikayetleri ve itirazları ve iflas denetimini de kapsar. İcra avukatları icra işlemleri ile ilgili davalar ile ilgilenirler. İcra takibi, borcu olan kişinin borcunun alacaklıya ödetilmesidir. İlamlı ve ilamsız olmak üzere iki tip icra takibi yöntemi bulunmaktadır. İlamlı takip için mahkemeden ilam alınarak süreç başlatılır. İlamsız takipte alacaklı yetkili icra dairesine ödeme emri çıkarttırır.

İlamsız İcra Takibi Nedir?

İlamsız icra takibi para ve teminat türündeki alacaklar içindir. Bu tür icra takibinde mahkemeden ilam çıkartılmaz ve borçluya doğrudan ödeme emri gönderilir. Borcun ödenmesi İcra İflas Kanunu’nun 42. Maddesinde belirtildiği üzere haciz yoluyla, rehnin paraya çevrilmesiyle veya iflas yolu ile olur.

Borçlular icra avukatları vasıtası ile icra takibine karşı dava açabilirler. İcra takibi belirli olduktan sonra yedi gün içinde borçlu icra takibine borcun tamamı ya da bir kısmı için itiraz edebilir. Ayrıca borçlunun itirazından sonra alacaklı da itirazın kaldırılması için dava açabilir.

Ankara İcra Avukatları

İcra sürecinde takip talebi, borca itiraz, borçlu ya da alacaklının şikayeti süreçlerini içermektedir. Ayrıca icra süresi içerisinde yaşanacak alacaklı ya da borçlunun vefat etmesi ya da iflas etmesi gibi durumlarda uygulanacak hukuki süreçler farklılık göstermektedir. Ankara İlk-Ay Hukuk Bürosu İcra avukatları  ile icra hukuku konusunda da hizmet sunmaktadır.

Alacaklının talebi üzerine mahcuz mallar paraya çevrilebilir. Taşınır mallar bir yıl taşınmazlar ise iki yıl içinde paraya çevrilebilir. Ayrıca icra takibi süresince borçlunun öldüğü durumlarda mirasçılarını ilgilendiren farklı bir süreç başlamış olur. Borçlu ödeme emrini aldıktan sonra yedi gün içinde yazılı ya da sözlü olarak icra dairesine itirazda bulunabilir. Alacaklı ise bu süreçten sonraki altı ay içerisinde borçlunun itirazının kaldırılmasını isteyebilmektedir.

https://ilkayuyarkaba.av.tr | Avukat | İş Hukuku Avukatı | Anlaşmalı Boşanma | Tapu İptal Davası | Velayet | Tenkis Davası | Tanıma Tenfiz |